Kitab'ul-Hayat

10/5/2008 (Kategori: sessiz dostlar)

 

http://kitabulhayat.blogspot.com/

 

Kağıttan Gemiler..

11/3/2008 (Kategori: bir agacin golgesinde)

 

Niyetlerim ve amellerim kağıttan birer gemi

Salıverdim Rahmet Okyanusuna ey Sevgili

Gazap dalgaları alabora etmezse eğer gemilerimi

Yelkenlerime can verir Vuslat Adasında kavuşma ümidi

 

5 Mart 2008, Kastamonu

..ve Askerlik

10/12/2007 (Kategori: bir agacin golgesinde)

 

Sevgili Dostlar,

 

Askerlik durumum belli oldu. Yedek Subay (uzun dönem, 12 ay) olarak yapacağım inşaallah.. Bildiğim kadarıyla Küçükyalı/İstanbul'da 18 gün eğitime tabi tutulduktan sonra tekrar bir dağıtım daha olacak..

 

Selam & Hürmetlerimle..

 

Kuvveti Kara Kuvvetleri  
Sınıfı İkmal  
Statüsü Yedeksubay  
Branş BİLGİSAYAR MÜHENDİSİ  
Kabul Toplanma Merkezi   
Gideceği Sınıf Okulu / Eğitim Merkezi İKM. MLY. OKL. VE EĞT. MRK. K.LIĞI İSTANBUL KÜÇÜKYALI 

Suyun Öyküsü

7/12/2007 (Kategori: defterden bir sahife)

Suyun Öyküsü

 

"Çok önceden belirlenen bu ayrılık

Buluşmayı vaadediyor ilerde birgün."

Sergey Yesenin

 

 

Akıp gidiyorsun hayatın içinden. Şu trafik akıp gidiyor olmasa bile. Yanındaki adam ecnebice bir müzik açmış. Sigara kokusu ciğerlerine işliyor. Arabanın içindesin, kaçıp gidemezsin ve trafik akıp gitmez. Gözünü diğer arabalara çevirirsin. Yanındaki adam radyonun frekansını değiştirir. Melodiler, notalar ve sözler uçuşup dururken ve her biri aslında Bir'e karşı duyulan özlemi anlattığı halde kimse bunun farkında değilken sen bu duygunun ilk içine düştüğü güne gidersin:

 

Zihnimde bir şarkı, üniversitenin yerleşkesinde yürüyordum. Karşımdan gelen öğrenci grupları ve zihnimdeki şarkının sözleri birleştiler ve bana bir şey dediler: Herkes O'nu arıyor ama kimse farkında değil. Bütün şarkılarda, şiirlerde ve güzellik tasvirlerinin ardında hep O var; ama kimse bilmiyor. Bu duygu beni öyle sevindirdi ve öyle hüzünlendirdi ki. Bilemedim ne yapacağımı. Yürüdüm bir bilinmezlik içinde..

 

* * *

 

Bir zaman sonra yolum İbn Arabi Hazretlerinin sözleriyle kesişti. İçime doğan duyguları o daha ayrıntılı bir şekilde tarif ediyordu:

 

"Hiç kimse kendi Yaratıcısından başkasını sevmez. Fakat Zeyneb’in, Suad'ın. Hind'in ve Leylâ'nın sevgisiyle, ya da bu dünya sevgisiyle, ya da para ve makam hırsıyla ya da bu âlemde sevilen şeylerin sevgisiyle Allah gizlenmiştir. Şairler bütün sözlerini yaratıklar üzerine harcadılar ve O'nun hakikatini tam anlamıyla bilemediler. Arifler ise, duydukları her şiirde, her bilmecede, her methiyede ve her gazelde, şekillerin ve suretlerin perdesi arkasından sadece O'nu görürler. Bütün bunların sebebi, Tanrı'nın Kendinden başkasının sevilmesini kabul etmediği, ilâhî kıskançlıktır." (İbn Arabi, İlahi Aşk, s.34)

 

* * *

 

Suya bakınca kendimi gördüm. Kendimde âlemi. Âlemde insanlığı. O'na kavuşmak istediği halde bunun farkında olmayan, O'nun özlemiyle yanıp tutuştuğu halde bîhaber olan ve bu yüzden başını taştan taşa vurup avare gezen insanlığı:

 

Hâk-i pâyine yetem der ömrlerdir muttasıl

Başını taştan taşa urup gezer avare su

 

 

Kasım 2007, Konya

Çikolata Renginde Hüzün

28/11/2007 (Kategori: defterden bir sahife)

Çikolata Renginde Hüzün

 

Sonra o gün,

size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz.

(Tekasur Suresi, 8)

 

I. Yokluk

 

“Siz sanırsınız ki o çocuklar öyle oyun oynuyor..”

 

Yardım kamyonu gitmiş, insanlar kısmetlerine düşen erzakları evlerine götürmektedirler. Burası Allah’ın derilerinin renginin kahverengi veya siyah olmasını takdir ettiği insanların memleketidir.

 

Biraz ötede etrafa dağılan pirinç tanelerini toplayan çocukları görürsünüz. Oyun oynadıklarını sandığımız, yere çömelmiş pirinç tanelerini toplayan çocuklar.

 

Çocuklar pirinç tanelerini topladıktan sonra evlerine dönecekler ve bu pirinç taneleri hane halkı için bir öğün teşkil edecek.

 

Burası öyle bir yer ki bir sonraki öğün diye bir kavram yok. Bir sonraki öğün bir gün sonra da olabilir, iki gün sonra da.. Ya da hiç olmayabilir..

 

Burası, sofralarında yokluğun hüküm sürdüğü bir hayattır.

 

II. İsraf

 

Kader, sizi devlet adamlarının, ünlülerin ve parası çok olanların gittikleri bir lokantaya götürür. Masanızdakilere “Lütfen bir pirinç tanesini bile boşa götürmeyelim” dediğinizi işiten garson usulca yanınıza sokulur. Burada insanların sırf gösteriş olsun diye yemek sipariş verdiklerini ve bu yemekleri öylece yemeden bıraktıklarını, söyler.

 

Sofralarında israfın hüküm sürdüğü bir hayattır burası.

 

III. Nimete Hürmet

 

Hz. Âişe validemiz anlatıyor:

 

Bir gün Allah’ın Rasulü -sallalahu aleyhi ve sellem- odama gelmişti. Yere düşmüş bir ekmek parçası görünce onu aldı ve “Ey Aişe, nimetin kıymetini bil. Çünkü şu ekmek bir toplumdan nefret edip kaçtı mı bir daha ona dönmez.” buyurdu.

 

(İbn Mace, Et’ime 52, h.no:3353)

 

IV. Hüzün

 

Çikolata Renginde Hüzün diye bir başlık atmışım. Siz bana ne kadar sövseniz ve ne kadar hakaret etseniz yeridir. Hayatında hiç çikolata yememiş çocuklardan böyle bahsetmek hangi edep anlayışıyla örtüşür ki?

 

 

Kasım 2007, Konya